Jack Trout ve Al Ries’ın dediği “pazarlama ürünlerin değil, algıların savaşıdır.”

Öyle değil midir, aradığımız ürünü tanıtan bir pazarlamacı bize hep o ürün hakkında güzel şeyler anlatır. Alıcılarımızla oynayarak bizi kandırır ve satın alma eylemi içine sürüklerler bizi. Algılar bazen bir markadır, bazen müzik, bazen renkler, yazılar ve logolar. 4.5G gibi bir hizmeti pazarlıyorsanız da bunun algısı üstün özellikleridir.

Benim için yüksek hızda internetin pazarlamaya doğrudan etkisi yoktur. Ama dolaylı olarak çok büyük etkisi olacağı kesindir.  Firmalar şimdiden reklamlarında 4.5G internetin sadece kendilerinin müşterilerine özel bir hizmeti gibi göstermeye başladılar. Herkes için aynı olan hizmetin en gösterişli yanlarını, en dikkat çekecek  özelliklerini anlatmaları müşterilerin hoşuna gidiyor. Bu  da müşteri gözünde o firma için bir artı yaratıyor. Örneğin bir şebeke operatörü 4.5G sayesinde videoları şu hızda indirebilecek, x hızında internete bağlanabilecek ve y gücünde yükleme hızına sahip olacaksınız şeklinde yaptığı bir reklam tamamen algı pazarlamasıdır. Normal bir vatandaş için 3G ile 4.5G arasındaki fark hayatında büyük bir değişiklik hatta hiç bir değişiklik yaratmayacaktır. Ama bunu hayatı çok büyük anlamda kolaylaştıracak, etkisi hemen görülecek gibi anlatılması operatörün alıcılarını güçlendiriyor 🙂   Bunun yanında 4.5G tabiki pazarlama dünyası için bir artı yaratacaktır. Yüksek hızda internet sayesinde araçlarında seyahat halinde olan pazarlamacılar müdürleriyle daha hızlı iletişime geçebilecekler. Bilgiye erişmek kolaylaşabilecek, mobil cihazlarda meydana gelen donma, yavaşlama ve çeşitli bağlantı sorunları giderilebilecek. Hayatımızı kolaylaştırabilecek yeni buluşların önü açılacak. Tüm bunlar pazarlamayı doğrudan etkilemiyor fakat dolaylı olarak pazarlama iletişimini etkilediğini için büyük etkisi olacak.

Şimdilik benden bu kadar, kısıtlı imkanlarım yüzünden bu yazım kısa oldu.
Teşekkürler :)