Fransız ürünü L’Oreal’in bir kanadı olan Vichy’nin yaşlanma karşıtı ürününü piyasaya sürmek için blog üzerinden pazarlamasına karar verir. Blogunda kullanmak üzeri Claire adlı hayali yazar karakterini devreye sokar. İşte tümde aksilikler burada başlar. Blogculuk marka ile tüketiciler arasında kullanılan samimi ve şeffaf dijital halkla ilişkiler mecrasıdır. Böyle bir ortamın içine yüzünde tek bir kırışıklık olmayan ve üniversite edasında olan Claire adında karakter sokulunca takipçilerin tepkisi geç kalmadı.  Üstelik kullanılan dilde kalıplaşmış Vichy dilleri idi. Blogculağa aykırı blog kültürüne zıt düşen eylemler sonucunda takipçileri tarafından büyük bir oranda olumsuz yorumlara mağruz kaldı. Bu da marka için acı kayıp haline geldi. Bununla birlikte sevilen Fransız gazetelerinde de Vichy dair ağır darbeler vuruldu.

Yeni bir danışmanlık şirketi ile yeniden blog açan marka ilk iş olarak özür dilemekle başladı. Sonra müşterilerini dinleyerek hareket edeceğini duyurdu. Eskisinden daha farklı olan blog sitesi hayali kahraman yerine ulaşılabilir olmayı tercih etti hatta bunun için sitede yazı yayımlayan bloggerların resimleri dahi vardı. Böylelikle ulaşılabilir olmayı tercih ederek müşterileriyle sıcak iletişim kurmayı başarabildi. Bu sefer önceki oranla alınan yorumlar daha destekleyici ve yapıcı olmaya başladı.

Yine yaşlanma karşıtı pazarlama düşüncesi devam ediyordu bunun içinde seçilen 5 kadın blogger tedavi programına alındı. Kimsenin etkisi altında kalmadan istedikleri gibi yayın yapan 5 kadın bloggerlar ürünü çok sevdiler. Blogcuların sahicileştirdiği için Vichy’ye övgüler yağdı.Böylelikle müşteri beklentilerini daha iyi anlayabilme kabiliyetine kavuşan marka, krem güneşten koruma amacıylada kullanabilir miydi? gibi sorulara cevap verilmesi ile satışın önündeki çeşitli engelleri kaldırabilmiştir.

Vichy’nin çıkardığı ders; Eğer yanlış blogculuk yapıyorsanız , bloglar dünyası doğrusunu gösterecektir ve eğer dediklerine kulak verirseniz blogunuz muhtemelen amacına ulaşacaktır.

Sizce?