Kendimi nasıl geliştiremediğimi anlatıyorum

Uzun zamandır blog yazamıyordum ve artık yazmak, geri dönmek istiyordum fakat konu bulamıyordum. En iyisi biraz başımdan geçenleri anlatmak, deneyimlerimi aktarmam gerekti. Öncelikle şunu belirterek başlayalım ben açıktan 4 yıllık işletme mezunuyum. Örgün üniversite yüzü görmüş biri değilim. Blogumuda kendi emeklerimle kurdum.

Dışarıdan işletme okurken sıradan insanlardan hiç bir farkım yoktu. Okul ile hiç bir alakam yoktu. 2.sınıfa geçtiğimde bir şeyler değişmeye başladı, okuduğum bölüm tat vermeye başlamıştı ve bir şeyler yapmayı istiyordum. İlk olarak Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin öğrencilerinin düzenlendiği insan kaynakları seminerine katılmıştım. Bu etkinliği öğrenciler organize etmişti ve hoşuma gitmişti. Seminer güzel geldi ya hemen Ankara’da da başka bir seminer daha buldum. 2 gün süren seminer insan kaynakları ve pazarlama konulu idi. Hacettepe’de gerçekleşen bu seminerde oradaki üniversitelerle aramdaki tek farkın ingilizce olduğunu anladım. Çünkü o zamana kadar araştırıyordum bol bol kitaplar okumaya başlamış, araştırmacı biriydim. Bartın’a döndüğümde ingilizce eğitimi almaya başladım. 2 yıla yakın ingilizce eğitimi aldım. Kişisel gelişim kitapları arasında boğuluyordum yine. Ayrıca bu seminer bana pazarlama alanını sevmemi sağladı. Bu etkinlikleri Bartın’a taşımam gerekliydi. Bartın’da da yapmak istiyordum ama yardımcı olabilecek bir arkadaşım yoktu. Bartın Üniversitesi’den birileriyle tanışıp üniversitede böyle bir şeyler yapmak, ilerlemek istiyordum. Bu düşüncemi bilen hemen hemen herkes cephe almıştı bana. Nereden buluyorsun böyle işleri, başka işin mi yok gibilerinden söylentilerle geldiler karşıma. Nitekim üniversiteden birilerini buldum ve Bartın’da da girişimcilik adına “girişimcilik” semineri organize ettim. Artık bir şeyleri başarabiliyordum. Berat sonra yine durmadı İstanbul’da Pazarlama Zirve’sine katıldı. Tüm bunlar olurken, iyice kendimi pazarlama alanında geliştirmeye başlamış kitap okuyor, blog kültürünü öğreniyor ve blog yazmaya başlar hale gelmiştim. Çevremde sosyal medyacı, pazarlamacı olarak nitelendirilmeye başlanmıştım. Sektörün bilinen isimleriyle irtibata geçmeye başladım, çevre ediniyordum. Bana karşı çıkanlar oluyordu ama ben iyi ilerliyordum. İstanbul’da bu sefer büyük bir zirveye ücretsiz katılmaya hak kazanmıştım. Yurtdışından gelen dünyaca ünlü konuşmacılarla yüz yüze tanışma şansı yakalamıştım. Yine buarada blogum git gide büyüyordu. Bloğum üzerinden para kazanmaya başlamıştım. Ajanslara yazı yazarak içerik oluşturuyordum. Bir çok site ve dergi yazılarım yayımlandı. Tepe isimlerden insanlarla mesajlaşmaya başlamıştım. Tüm bunları yaparken aynı zamanda eczanede teknisyen olarak çalışmaya devam ediyordum. Kendi içinde sıradan biriyken dijital ortamda farklı isimlerle iletişim halindeydim. Hem iş hem eğitim hayatımı devam ettiriyordum. Örgün eğitim alan öğrenciler yurtdışına çıkabiliyordu, orada da eğitim alabiliyordu. Benimde artık ülkemi temsil etmek gerekiyordu, tüm yaptıklarımı, emeklerimi taçlandırmak istiyordum. Sonunda kendime uygun yurtdışında eğitim bulmuştum. Eğitime katılmak için İstanbul’dan gelen iş teklifini reddetmiştim. Çek Cumhuriyeti’ndeki %100 devlet destekli  bir haftalık sosyal medya ve iletişim kampına Türkiye’den 1. seçilmiştim. Artık hiç bir şey beni tutamazdı. Oraya gidecek ve artık Avrupa’ açılacaktım. Sektörü orada da tanıyacaktım. Açıköğretim okuyan bir öğrenci çalıştı, çabaladı ve merdivenleri aşarak yükselmişti. Taa ki Çek Cumhuriyet’i vizesine kadar. Tam olarak emin değilim ama sanırım açıköğretim olduğum için konsolosluktan vize alamamıştım ve o an çıktığım onca basamaktan bir anda düşmüştüm. Sonrasından toparlanmak çok güç oldu ve hala sıkıntısını çekiyorum. Sanki bütün çabalarımın hepsi boşa idi.

Böyle bir başarılı hayatı başarısızlıkta taçlandırabilen bir ben. Bazen ne yaparsanız yapın olmaz bu yenilgi değildir. Asıl yenilgi vazgeçtiğiniz zamandır. Siz, siz olun vazgeçmeyin. Ben vazgeçmedim ara verdim, yeniden karşınızdayım. Daha iyisi olmak için geliyorum. Reklam bitti:) Şimdi bir e-ticaret sitesinin ortağıyım aynı zamanda eczane işi de devam. Artık büyütmeye çalıştığımız bir e-ticaret sitemiz var ve ben yine sektörde kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Maddi ve manevi olarak artık daha iyiyim. Ama istediğim yerde değil. Yeniden kendimi konumlandırmak pazarlamacı Berat olarak daha profesyonel olarak ilerlemeye başlıyorum. Bilgilerimi isteyenlerle aktaracağım. Bundan sonra blogum daha aktif olacak. Adımı daha çok duyabilirsiniz.

Kendini geliştirmek isteyenlere tavsiyem olacak;

  • İlgi alanınızla alakalı seminerleri, kursları takip edin, katılın. Hiç bir şey öğrenemeyecek olsanız bile insan içine girmesini, yeni yerler keşfetmeyi bilirsiniz.
  • İnterneti takip edin.
  • Rakipleri takip edin.
  • Kendinizdeki eksikleri tespit edin.
  • Bol bol kitap okumayı kesinlikle bırakmayın.

Paylaşmayı unutmayalım. Okuyanlara, okuyabilecek olanlara faydam dokunursa ne mutlu bana 😉