Herhangi bir ürün,hizmet,bilgi ve bilinen yada bilinmeyen bir şeyin yeni insanlara aktarılmasında en önemli etken kaynaktır. Bir bilginin inandırıcılığında önemli etken bilginin kaynağıdır, bir hizmet yada ürünün inandırıcılığın önemli etken şirkettir, markadır. Bir satışın inandırıcılığın da ise önemli etken ise satışçıdır.

Satışçı olarak siz müşterilerinizde onlarca detaylardan bahsedersiniz ve hale müşterinizi ikna edemezken üstünüz bunu daha kısa bir sürede gerçekleştirebilir. Bu, toplumda ister istemez edindiğimiz bir özelliğimizdir. Müşterilerin satışçıya çok kez inanmayıp bir üst kıdemdeki kişilere inandıklarını çok gördüm.

Satışçılarında etkili satışlar yapabilmesinin yegane yolu kendilerini o alanda geliştirmeleridir. Kendini o sektörde eğitilmiş ve uzman konuma sokmaları gerekmektedir. Üstleri de personelinin toplum karşısında satışçının ehli bir satışçı olduğunu sergilemesi lazım. Kendilerini sürekli göstermeyerek sahayı ast personeline bırakmalı. Bunun için işiniz için çalışacak personel aldığınızda o kişi o alanda ya eğitim almış olmalı yada sizin ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek düzeyde ve eğitime açık biri olmalı. Neticede toplum olarak bir şeye inanmak istediğimizde satışı arttıran şeylerin başında bize satışı sunan kişinin kim olduğudur.

Bu birazda açıkçası personelin işi benimsemesinde de kaynaklanır. Satış personeli kendini satışçı gibi konumlandırırsa, emanet gibi durursa alıcı karşısında çok fazla etkileyici olamayabilir. Oysa ki işi benimseyen personelin kurduğu cümleler daha sıcak, önerdiği fikirler daha az satış kokar. Bu da müşteride onunla arasında bağ kurmasına neden olur.

Sonuç olarak biliyoruz ki kesin olarak toplum statüde ki iyi konumda olan kişilerin satış kapasitesi personelinden daha fazla. Bunun nedeni kişinin güvenilir, bilgili ve iş sahibi olmasıdır. Personelin bu açığı kapatmasının yolu kendini geliştirmesi, işini benimsemesi, kendi işinde eğitimler alması ve işverenin personelini destekleyip sahadan yavaş yavaş çekilmesidir.